KADININ BEYANI ESASTIR :6284 SAYILI KANUN VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ

Kadının beyanı esastır ilkesi pek çok anlamda tartışmalı bir konu olup tartışmalara çok girmeden İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Kanunda nasıl yer aldığını inceleyeceğiz.

“Kadının beyanı esastır” ilkesi öz olarak hukuk alanında özellikle de ceza hukukunda kadınlara yönelik cinsel suçlar ve benzeri suç türlerinde kadın beyanın delil olarak kullanılmasına yöneliktir.

Cinsel suçlarda söz konusu olan “Kadının beyanı esastır” ilkesi en genel hali ile delil yetersizliği olan durumlarda kadın veya çocuğun beyanının esas alınarak kovuşturma aşamasına geçilmesi ve beyanın yargılama aşamasında da delil niteliği taşıyabilmesi anlamına geliyor.

İlkenin ifade biçimi de pek çok kez eleştirilere konu olmuş kadın yerine mağdur kelimesinin; esas yerine delil kelimesinin kullanılması gerektiği yönünde fikirler beyan edilmiştir.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDE BEYAN ESASTIR İLKESİ

İstanbul Sözleşmesi’nde ilkeden direkt olarak söz edilmemektedir. Tam ismiyle Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konsey Sözleşmesi, kadına yönelik cinsiyet temelli şiddeti durdurmayı amaçlamaktadır. Sözleşme sanıldığı gibi iç hukukumuzu tek tek düzenleyecek biçimde ayrıntılara yer vermez. Sözleşmenin çeşitli maddelerinde şiddet mağdurları ve tanıklarının taraf devletlerce korunması, kolluk güçlerinin hızla kendilerini koruyacak tedbirleri alması, şiddet mağdurlarının yargılama süresi boyunca korunması ve kendilerine ispat hakkının adil biçimde verilmesi gibi yükümlülükler içermektedir.

İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir.

6284 SAYILI KANUN VE BEYAN ESASTIR İLKESİ

Sözleşme gereği yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a göre, kadının beyanı tedbir uygulamak için esas alınıyor. Kanun 8/3. Maddesinde bu durum şu şekilde ifade ediliyor:

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı, geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.”

Yani bu kanuna göre “Kadının beyanı esastır” demek, şiddet tehdidi altında olduğunu beyan eden kadının, ilave delil aramaksızın koruma mekanizmalarına dahil edilmesi anlamına geliyor.

NEDİR BU KORUYUCU TEDBİRLER?

Kanunun koruyucu tedbir olarak yer verdiği yaptırımlar çoğunlukla şiddet mağduru kişiyi hızla failden uzaklaştırmayı ve kendisine yeniden zarar verilmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Koruyucu tedbirler en uzun 6 aylık süre ile verilip uzatılması istenirse de en fazla 3 ay uzatılabilmektedir. Bu tedbir kararlarının neler olabileceği kanunda tek tek sayılmıştır. Çoğunlukla şiddet mağdurlarının güvenli yerlere yerleştirilmesi, şiddet failinin kendisine yaklaşmasının engellenmesi, bazı durumlarda maddi destek verilmesi gibi önlemlerdir. Beyanın yargılama aşamasında tanık beyanı olarak kabul edilmesi ise Yargıtay içtihatlarına dayanmaktadır. Ceza yargılanmasında da yalnızca tanık deliline dayanarak hüküm kurulması mümkün değildir. Bu delili destekleyecek başkaca delillerin de varlığı aranmaktadır. Yani yürürlükte bulunan mevzuatta yahut İstanbul Sözleşmesinde mağdur beyanına dayanarak kişilere ceza verilmesi gibi bir durum söz konusu dahi değildir.

 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VE KAZANDIĞIMIZ HAKLARIMIZDAN VAZGEÇMİYORUZ.

İlginizi çekebilir: Dört Başı Mamur Sözleşme: İstanbul Sözleşmesi

Sosyal medyada paylaş

Güleycan Söner

1996 doğumlu. Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İnsan hakları üzerine okumayı, yazmayı sever. İstanbulda yaşıyor. Her canlının yaşam hakkına saygılı bir hayat sürmeye çabalıyor.
Published On: Mayıs 25th, 2021Categories: ENT Kadın, Gündem, Yaşam0 Yorum

Leave A Comment