Aynanın karşısına geçip kaç kez yeterince güzel veya yakışıklı olmadığını düşündün? Belki de ilkokul ve ortaokul yıllarında “şişko patates, kepçe kulak, koca burunlu” gibi damgalanmalar yüzünden okula gitmek istemedin. Aslında senin kişiliğinde, güzelliğinde önemsiz olan bu özelliklerine günlerce, aylarca, yıllarca kafa yordun. Bu düşünceler seni ciddi zihinsel uğraşa sokmuş, günlük hayatında ve ilişkilerinde bozulmaya yol açmış olabilir. Çok küçükken kilon odaklı söylenmiş incitici bir cümle bazen dışarıya çıkmak istemeyişine bile neden olabilir.

Bahsetmiş olduğum bu zihinsel uğraşa Beden Algısı Bozukluğu, diğer bir adıyla Vücut Dismorfik Bozukluğu diyoruz. Dismorfofobi, Yunanca çirkinlik anlamına gelen dismorfia’dan türemiştir. Bu bağlamda, bireyler kendilerinde kusur olarak gördükleri özellikleri büyüterek çirkin olduklarını düşünmektedir.

Birçok sebepten oluşabilecek BDB’nin (Beden Dismorfik Bozukluğu) ortaya çıkmasına neden olan başlıca etkenler arasında; düşük benlik saygısı, depresyon, yeme bozuklukları ve obezite sayılabilir. Yaygın bir hastalık olmasına rağmen literatürde fazlaca tanımlanmış fakat yeterince tanınmamıştır. Araştırmalara göre kadın ve erkeklerde eşit olarak görülen bu hastalıkta ülkemizde yapılan araştırmalar çelişen sonuçlar belirtmiştir.

Bu düşünceler çoğunlukla hafife alınır, kaygıların büyüdükçe azalması, umursanılmaması beklenir. Bireyin çevresi tarafından hafife alınması bozukluğun artmasına sebebiyet verecektir. Bu duygu durum bozukluğu, sosyal anksiyete, travma ve yeme bozukluklarıyla da ilişkili olabilir. Sosyal öğrenmeyle birlikte oluşan beden imgesi utanç, iğrenme, anksiyete, utanma gibi olumsuz duygusal yanıtlara yol açar. Bu düşüncelerden kaçmak adına aynalara bakmaktan kaçınılabilir.

Ne kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğini bir yeme bozukluğu olan anoreksiya nevrozadan bahsederek açıklayabilirim. Anoreksiya Nevroza, vücut ağırlığındaki anormal derecedeki düşüklük ve yoğun kilo alma korkusudur. Bireylerin yemeyi reddetmesi ciddi sağlık problemlerine yol açabilir hatta bu durum ölümle sonuçlanabilir. Anoreksiya nevroza mağduru bireyler genellikle zayıflığı öz-değer ile eş tutmaktadırlar. Buna bağlı olarak BDB algısal çarpıtmalarla kendi değerini küçük görmesinden söz edebiliriz.

Beden Dismorfik Bozukluğu’nun tedavisinden söz edecek olursak; antidepresan ilaçlar, psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapi, terapi basamakları olarak kabul edilmektedir.

Bir insana değer verirken, onu severken dış görünüşü ne olursa olsun umursamazsınız değil mi? Size görünüşüyle ilgili şikâyette bulunduğunda onu ne kadar güzel, yakışıklı olduğuna ikna etmeye çalışırsınız. O insan sizin algınızda görünüşünden bağımsız sevilmektedir. İşte sizin de aynanın karşısına geçtiğinizde karşınızda gördüğünüz o insana kusurlarıyla değerli olduğunu, kapattığında veya düzelttiğinde değerli oluşunun değişmeyeceğini hatırlatın. İşe yaramadığını düşünüyorsanız bu olumsuz düşüncelerde yalnız olmadığınızı unutmayın. Olumsuz düşüncelerden kaçmak sizi kısa süreli mutlu edebilir. Psikolojik tedavi aşaması ömür boyu düzelme sağlayabilir.

 

 


 

KAYNAKLAR

  1. Ray PÇ, Demirkol ME, Tamam L. Beden dismorfik bozukluğu. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar. 2012; 4(4); 547-565
  2. Veale D. Dosy dysmorphic disorder. https://pmj.bmj.com/. 67-71.
  3. http://rustemaskin.com/beden-algisi-bozuklugu/
  4. https://www.acibadem.com.tr/ilgi-alani/anoreksiya-nervoza/#genel-tanitim
  5. https://www.medicalpark.com.tr/anoreksiya-nervoza/hg-1868

 

Sosyal medyada paylaş

Eliz Avcı

İzmir'de yaşayan, Yaşar Üniversitesi'nde bölümüne aşık bir Psikoloji öğrencisi. Köpek annesi. SosyalBen Vakfı, Genç Psikologlar Meclisi, Efpsa, Hayvan Hakları Meclisi gibi bir çok alanda gönüllü. Her gün ajandasındakileri yapmazsa gözüne uyku girmiyor. Boş zamanlarında kulaklığıyla ayağı kopana kadar yürüyüş yapmak ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek en sevdiği aktivitelerdir.
Published On: Aralık 9th, 2021Categories: Bilim, Psikoloji0 Yorum

Leave A Comment