Arkangel: Başka Birinin Zihnini Tablete Sığdırmak

Arkangel, kızının hayatının iplerini her daim elinde tutmak isteyen bir annenin öyküsünü anlatıyor. Nasıl mı? Şöyle açıklayayım; Annemiz Marie, kızı Sara’yı babasız bir şekilde büyütüyor. Sara üç yaşındayken Marie’nin ihmalkarlığından kısa süreli kaybolan kızı yüzünden ciddi korkular yaşamaya başlıyor. Marie bu endişeler yüzünden kızının beynine bir çip yerleştiriyor. O dönem henüz deneme aşamasında olan bu çip Sara’nın sağlık durumu, konumu gibi bilgiler dışında gözleriyle gördüklerini de Marie’nin elindeki tablete aktarıyor. Bir de atlamadan söylemem gerek; bu çip Sara’nın etrafında gözle görülebilecek rahatsız edici olayları filtre moduyla sansürlü bir şekilde görmesini sağlıyor.

İleri düzeyde bir takip durumu çıkıyor ortaya. Açıkça söylemem gerekirse sosyal medya üzerinde takip ve inceleme yapmayı sevdiğim doğrudur. Bir kişiyi her anında nerede, ne zaman, kiminle, ne yapıyor gibi şeylerini incelemek sadece benim değil birçok kişinin yaptığı bir çeşit delilik  ama Marie için bu durum paranoyaklık seviyesinde.

Kızını kaybetme korkusuyla yüz yüze kalmış bir kadın için Arkangel teknolojisi aynı şeyleri yeniden yaşamamanın garantisi mi? Uzun süre kızının hayatını kumanda eden Marie, kızını koruma içgüdüsü ve teknolojinin de sağladığı imkanlarla korumacılığı biraz abartmış durumda. Okulda arkadaşları tarafından kafasındaki çip yüzünden dışlanan Sara, annesine hala bu teknolojiyi kullandığı için kızıyor. Kızması normal çünkü teknoloji tehlikeli olduğundan dolayı hükümet tarafında da yasaklanmış. Kızının isteği üzerine Marie, tabletini kaldırıp Sara’yı kendi kararları ve dünya görüşüyle yaşayabilmesi için hür bırakıyor.


Seneler seneleri kovalıyor ve Sara ergenlik çağına geliyor. Bir gün göl kenarında erkek arkadaşıyla buluşmak için annesine, arkadaşlarında film gecesine gittiği yalanını söylüyor. Sara’ya bir türlü ulaşamayan Marie son çare olarak Arkangel’ı yeniden açıyor. Sara’nın göl kenarında olduğunu öğrenip onun gözünden etrafı görmek isteyince ilk seksine de tanık oluyor. Günler geçtikçe ergenliğin de vermiş olduğu yetkiyle annesine ufak tefek yalanlar söylemeye başlayan Sara için Marie oldukça büyük bir endişeye kapılıyor. Sevgilisi Trick’in kokain kullandığını görünce elindeki bilgilerle çocuğu tehdit edip kızının peşini bıraktırıyor. Eli kolu bağlı olan Trick, Marie’nin dediğini yapınca Sara da ayrılık bunalımı yaşıyor. Marie, Arkangel sayesinde kızının hamile olduğunu öğrenince içeceğine Acil Kontrosepsiyon atıp gebeliğini sonlandırıyor. Sara bunu okulun revirinde öğrenince Marie’nin sistemi yeniden açtığını anlıyor ve deliye dönüyor. Evi terk etmeden önce elindeki tableti annesinin yüzünde parçalıyor ama filtre modu açık olduğundan sansürlü olarak görüyor. Sara evi terk ettikten sonra Marie’nin kızını takip edeceği bir sistem kalmıyor. Peki kişinin hak ve özgürlüğünün elinden alınması ne derece doğru? Şahsen sorduğum bu sorunun cevabı için şunları söyleyebilirim. Sonuçta her birey kendi kararlarını kendi verebilecek yaşa gelene kadar doğru ve yanlışları öğrenerek bilinçli bir birey yetiştirilse ortada büyük bir problem olmaz. Ama dizideki gibi her şeyin fazlası zararlı.

Charlie Brooker’ın kaleme aldığı Rosemarie DeWitt’le Brenna Harding’in ana-kızı canlandırdığı Arkangel bölümü genel olarak beni tatmin eden bir bölüm oldu. Dizi teknolojinin nimetlerinden yararlanan bir kadının çocuğu için duyduğu endişeyi hastalıklı bir boyuta taşıyan konusuyla beni anında içine çekti. Öncelikle Harding’in 15 yaşında bir karakteri canlandırması bölümün inandırıcılığını kaybettirdiğini söyleyebilirim. Oldukça sıradan oyunculuk performanslarıyla karşı karşıya kalsak da atmosfer ve Sara’nın hayatını filtre modunda yaşaması ilgi çekiciydi. Bölüm sosyal medya üzerinden mantık hatalarıyla dolu olduğuna dair birçok eleştiri almış. Bu mantık hatalarından bazıları şunlar;

  • Sistem yasaklanmasına rağmen annenin veya kızının bu konuyu sorun etmemesi -ki bu konu muhtemelen birçok kez gündem yaratmış olması,
  • Çipin çıkartılamaz olmasına rağmen, hükümetin yasakladığı bu sistemin çalışabiliyor konumda olması, sunucunun kapatılmamış, tabletlerin sakıncalı bulunup toplatılmamış olması,
  • Çevremizde, Sara’nın dışında bu çipi kullanan başka hiç kimse olmaması. Bunun sadece bir kez okulda arkadaşları tarafından “sen de onlardansın” gibi anlamsız bir şekilde belirtilmesi…

Black Mirror’ın ilk kadın yönetmeni Jodie Foster’ın bu bölümde yer alması beni ilk çeken etkendi. Genel olarak teknolojinin fazlasının ne kadar zararlı olduğu konusunda izleyeni bir kez daha bilinçlendiren, ebeveynlerin çocuklarının hak ve özgürlüklerine bu kadar burunlarını sokmaması gerektiğine dikkat çeken Arkangel’da olduğu gibi böyle bir durumla karşı karşıya kalsaydım Sara’dan daha fazla reaksiyon gösterebileceğimi ekleyerek yazımı sonlandırıyorum.


Kaynak: https://www.imdb.com/title/tt2085059/
Görsel: https://screenrant.com/black-mirror-arkangel-contraceptive-pill-controversy/

Batuhan Tozkoparan
Batuhan Tozkoparan
Eskişehir’de Medya ve İletişim okurken aynı zamanda Misery Tiyatro’yu kuran yazar, tiyatroyla ilgilenir. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında Herdem Dergi’de gönüllü yazarlık yapmaktadır. Lady Gaga’nın küçük canavarı olup Akademi Ödüllü Parazit gibi her yere sızar. Çok harika müzikler dinler ve paylaşmayı sever.

Rastgele Yazılar

Stockholm Sendromu

Yazıma başlamadan önce en sevdiğim müzik grubu olan Muse’un en güzel şarkılarından biri olan “Stockholm Syndrome”u buraya bırakayım ki okurken size eşlik...

Toplum 5.0

Endüstri devrimlerinin merkezi ve amacı, aslında insan ve insanın refah seviyesini iyileştirmek değildir. Asıl amaç: İnsanı, zekasını kontrol altına almak suretiyle yönetmektir.

Yeşil Ofislerle Yeşil Devrime

Ofislerde uygulanan tasarruf ve iyileştirme programı olan ‘’Yeşil Ofis’’, WWF’ nin (Dünya Doğayı Kuruma Vakfı) insanlığın doğal kaynaklar üzerindeki baskısını, ekolojik ayak izini azaltmak için oluşturduğu yaklaşımların bir parçasıdır. Programın en önemli başlıkları tasarruf ve iyileştirme olmakla beraber karbon emisyonu başta olmak üzere enerji tasarrufu, yenilenebilir kaynaklar, doğal kaynakların bilinçli kullanımı ve yaşam tarzının değiştirilmesi için çalışanlarda farkındalık yaratmakta en önemli hedeflerinden bazılarıdır.

Film İncelemesi: Parasite

Memories of Murder, The Host, Snowpiercer ve Okja gibi sevilen filmlere imza atan, yakın dönem Güney Kore sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan...

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz