Anlam Veremediğim Bazı Şeyler

8 Eylül 2020 Salı günü bir kadının Orsay Müzesi’ne girişinin dekoltesinin ‘uygunsuz’ bulunması gerekçesiyle engellenmesi & 13 Eylül 2020 Pazar günü bu olay karşısında gerçekleştirilen FEMEN protestosu üzerine…

anlam veremediğim şeyler var.

o gün Orsay Müzesi’nin ortasında üstsüz kadınlar ‘l’obscénité est dans vos yeux’ (ayıp sizin gözlerinizde) diye tek bir ağızdan bağırdı.

neden?

çünkü Jeanne, Orsay Müzesi’ne dekoltesi sebebiyle alınmadı.

anlam veremediğim şeyler var.

Orsay’in birçok nü tablo ve heykele ev sahipliği yapan ve yalnızca Paris’in değil tüm dünyanın en ünlü ve de değerli müzelerinden birisi olarak bu kabul edilemez cinsiyetçiliğe izin vermesine anlam veremiyorum. fakat bu detayın üzerinde durmak yersiz çünkü olay bu değil; ben, dünyanın neresinde olursa olsun bir kadının kıyafetinin herhangi bir yer veya durum için ‘uygunsuz’ / ‘müstehcen’ görülmesine anlam veremiyorum.

memelerini ört dediler.

hayır, iyice kapat dediler.

içine de sutyen tak, aman ucu belli olmasın dediler.

memelerimiz yokmuş gibi yapalım istediler.

bedenlerimiz yokmuş gibi yapalım istediler.

yokmuşuz gibi yapalım istediler.

anlam veremiyorum.

niye sadece bizim giydiğimiz/giymediğimiz ‘ayıp’? niye sadece bizim vücudumuz ‘ayıp’? biz niye hep ‘ayıp’ız?

anlam veremiyorum.

ayıp çok cinsiyetçi bir şey olsa gerek.

kadın bedeni hiçbir şekilde erotik, pornografik veya tahrik edici olmak zorunda değildir. ki eğer isterse onu da olmakta özgürdür. fakat buna karşıdan bakan gözler karar veremez. kadın bedenini cinsellikle bağdaştırmış gözler için ben de sesim çıktığı kadar bağırıyorum şimdi; ‘‘l’obscénité est dans vos yeux!

bu çirkin gözlere ve zihniyetlere anlam vermekte gerçekten zorlanıyorum. problemin bende değil onlarda olduğuna ise eminim. ve her zaman karşılarında durup bağırmaya devam edeceğimden de eminim.

anlam verebildiğim şeyler de var.

o günkü FEMEN protestosu gibi.

FEMEN, 2008 yılında kadın haklarını korumak amacıyla kurulmuş feminist, ateist, ‘sekstremist’ bir aktivist grup. hedefleri ise kendi kelimeleriyle; ‘ataerkilliğe karşı tam bir galibiyet’.

ve sitelerinde şöyle yazıyor:

bizim tanrımız kadın!

görevimiz protesto!

silahlarımız göğüslerimiz!

bu sürüp giden düzende, neyse ki anlam verebildiğim şeyler de oluyor.

Görsel Kaynak: https://instagram.com/femen_official?igshid=i8ijkcc5p55h

Avatar
Birce Demircan
"Sürekli tabuları dürtme, ayıpların üzerine yürüme eğilimindeyim" diyerek kendisini tanımlayan Birce'nin en çok kullandığı kelime ‘hissediyorum’. "Ben sürekli bir şeyler hissediyorum ve bu hisleri temellendirebilmek için yazmaya ihtiyaç duyuyorum. Herkesin okumasına ise ihtiyaç duymuyorum fakat herkesin okumasını istiyorum. 6 yaşımda okuma yazma öğrendiğimde ilk yaptığım şey bir çocuğa aşk mektubu yazıp vermek olmuştu. Birce ben, hissediyorum ve yazıyorum"

Rastgele Yazılar

Bir Taşla 4 Kuş: Barolar, İşçiler, Basın Ve ‘İbneler’

Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya yürüyen barolar il girişinde polis müdahalesiyle engellendi. Ardından yaşananlarsa "Yeni Türkiye'nin" kısa bir özeti.

Meydan Okuma Kabul Edildi!

Challenge accepted akımı önce Türkiye’yi sonra dünyayı sardı. Amerika’dan Kore’ye dünyanın birçok yerinde kadınlar birbirlerine meydan okudu, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” etiketini milyonlar...

Geleceğe Yönelen Yeşil Şehirler

Gündelik hayatımızda sürekli olarak maruz kaldığımız hava kirliliği, ses kirliliği gibi etkenler yaşam biçimimizi olumsuz etkilemektedir. Özellikle nüfus patlaması ve iklim değişikliği, zaten düzensizliğin hâkim olduğu şehirlerimizin üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır. Yaşadığımız coğrafyayı çok etkilemeyen ama belli bölgelerde büyük sıkıntıya sebep olan deniz seviyesinin yükselmesi de hayatı olumsuz etkilemektedir. Bozuk bir şekilde ilerleyen kentleşme, doğanın etmenleri göz önünde bulundurulmadan yapılan her bir yapı dönüp dolaşıp yine bize zarar vermektedir. İşte tam olarak bu gidişatı geç de olsa durdurmak için mühendisler, şehir planlamacıları ve mimarlar harekete geçti.

Çavdar Tarlasında Çocuklar Yazarı JD Salinger’ın Tuhaf Yaşamı

Ünlü yazar JD Salinger’ın yüzüncü yıl dönümü yaklaşırken, Martin Chilton Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabının arkasındaki edebi münzevinin neden böyle bir kutlamayı reddedeceğini açıklıyor.

İlgili Makaleler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz