Sosyal medyada paylaş

Sığıntılığımın meşhur inatlaşmalarından sıyrılıp kabuk değiştiriyorum. Artık herhangi bir şeyin tanımı olmak değil, herhangi bir kimsenin kişisi değil; yalnız ben olmaya adıyorum kendimi.  Senin bana verdiğin tüm o anlamı varmış gibi görünen iltifatlarına değil, sadece ismime sahip olmaya adıyorum kendimi. Doğarken takıştırılan ismime.

Bu isimle barışık olmasaydım eğer inan bana kabul etmezdim, diğer bahtı kara kaderim gibi. Bahtımın kara olan kısmını çiğneyip tükürüyorum. Kaderimi de kabullenmiyorum bundan sonra. Ve herhangi bir insanın kişisi olmayı reddediyorum. Yalnız ben olmak varken, başkası olduğum yıllara lanet yağdırıyorum.

Sahi kimsin sen? Bana bu yılgıyı milim milim ölçtüren sen, kimsin? Ne acı ki hep başkası için var olmaya yitip gidiyor ömrümüz. İki güzel sözle avunmaya alışkın, biraz fazlasını kendisine haram gören biz. Sahi biz, kimiz? Kendimizi hiçbir mertebeye layık göremeyen biz. Kaliteli yemeklerin değil, üç buçukluk ekmek arasının insanları biz. Bunu kendimizde her daim sineye çeken biz. Biraz olsun hayatın keyfine varamadan toprakla bir olan. Herkesten çok huzuru hakkeden lakin yetinmeyi her daim en ufak kısımdan bilen. Arkasına yaslanarak bir sigara yakıp, kahvesini balkon kenarında yudumlama evresini her daim kaçıran biz. Telaşların içinde un ufak olup, bir of bile çekmeyen biz.

Nereye uçacağını bilemeyen, kendini duvardan duvara vuran kuş değilim bundan sonra. Tek bir kez olsun kafamı yastığa, düşüncülerimi uykuya bırakmak için savaşacağım. Bir sabah uyanıp, bugün de nasıl kazanacağım bu hayatı demeden kahvaltı sofrasına oturacağım. Öyle saatler geçecek ki yelkovanlardan, telaşlanmayacağım bile.  Bir kere olsun ağzıma konan lokma burnumdan gelmeden doyacağım. Hiçbir kasırganın vurgununa değmeyecek eteklerim. Kıyafetlerimin içinden aynaya dönerken, nefret etmeyeceğim tenimden. Üç beş kilo fazlalığımdan kan kusmayacağım. Benim de saçlarımı rüzgâr savuracak.

Daima inatlaşan kırık kalbim, aklımla dost olacak. Mezarlardan kan akıtan cesetlerin savaşçısı olacağım. Yeni güne uyanamayan her kadın için. Bazı zamanlar alev alıp bazı zamanlar küle dönen hislerimin esiri değil, eğiteni olacağım. Bunu yalnız kendim için yapacağım.

Çünkü,

Öyle çok göz yaşı akıttım ki

Öyle çok dehlizlere

Artık ben de kağıdımı ıslatacak bir damla

Kan kalmadı.

Çünkü,

Öyle çok kustum ki fena gecelerde

Öyle çok yalnızlıkların içinde

Artık ben de nefes yudumlayacak

Ağız kalmadı.

Yalnız ben ve yalnızca ben, yaşamak istiyorum. Deniz kıyısında yürümek, herhangi bir balık kadar güvende. Biraz taze soğan ve biraz ekmek yiyebilmek, herhangi bir açlık içinde. Ölürsem bile kırgın ölmemek. Ölürsem bile yaptım diyebilmek istiyorum.

Bütün bunların çerçevesinde bir fotoğraf olmak istiyorum. Siyah beyazlığından sıyrılmış. Baktıkça yeniden dönülen. Tozlanmasına müsaade edilmeyen. Bir fotoğraf olmak istiyorum. Sayfalarca hikayesi olan, dillerde dolaşan.

Bir şey olmak istiyorum,

B-i-r ş-e-y

Kayda değer bir şey.

Kıpır kıpır, rengarenk.

Boynu bükük,

Gözleri her an ağlamaya yas tutmuş bir şey değil.

Şirin bir şey.

Ahlarımı boynuna serip, ayaklarımla yeri delip gidiyorum. Herhangi bir kimseye küs bile değilim. Benim nazırımda küslüğe bile dahil değilsin. Acıtmıyorum da canını. Gelen lütufları incitmediğim gibi. Yüklerimi sırtımdan alıp suya doğru seriyorum. Suyun hafifliğinde küçülüyor, serinliğinde ıslanıyor. Ve kopuyor bütün ağrılardan. Yavaşça ben oluyorum. Yalnız ben. Yalnızca ben.

Sadece ben incitebiliyorum artık beni,

Bir de ölümüm.

Sosyal medyada paylaş

Berfin Oğuz

Berfin Oğuz
1999 Van doğumlu. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde öğrenci. Yazarlık hayatının öğretmenini Oğuz Atay olarak tanımlıyor ve "Onun sayesinde daha çok yazmaya ve okumaya heveslendim" diye ekliyor. Çiçeklere derinden bağlı ve aşkın her şeyi yarattığına inanıyor..

Leave A Comment