Kategoriler
    More

      Aile İçi Şiddet Eve Sığmaz

      Bristol Üniversitesi’nde istismar içeren toksik ilişkiler hakkında çalışmakta olan sosyolog Marianne Hester’in de dediği gibi; tatiller gibi ailelerin bir arada olmasını sağlayan durumlar, aile içi şiddet vakalarının artışına sebep olur. Bu nedenle, virüsün yayılmasını durdurmaya yönelik kısıtlamaların etkilerinin bu yönde olacağını düşünmemek için ortada hiçbir sebep yok. Dünyanın her yanından hükümetler, vatandaşlarının evde kalmasını sağlayarak kendilerini ve başkalarını, yeni bulaşıcı virüs COVID-19’dan korumaya teşvik ediyor. Fakat çoğunluğu kadınların, çocukların ve LGBT+ bireylerinin oluşturduğu aile içi şiddet mağdurları için ev, zaten güvenli bir yer değil. Şu an dünya çapında yayılan salgın sebebiyle aileler hep beraber karantinaya girmiş durumda. Bu, birçok mağdurun evlerinde yardımdan, arkadaşlarından veya akrabalarından uzak bir şekilde çaresizce kapana kıstırıldığı anlamına geliyor. Bu durumun devam etmesiyle beraber uzmanların aile içi şiddet için kullanmayı tercih ettikleri “yakın terörizm” terimi hayata geçiriliyor. Uzmanların öngördüğü ancak hükümetlerin durdurmak için geç kaldığı dünya çapında bir kriz yaşanıyor. Acil yardım hatları önüne geçilemeyen sayılarda şiddet ihbarları ile kaynıyor. Sayıları gittikçe artan hastalar, büyüyen işsizlik çığı, finansal endişeler, toplumsal kaynakların azalması gibi faktörler, kontrol altına alması daha da zorlaşan bir aile içi şiddet krizinin önünü açtı. İstismar eğilimli kişiler, bu tür streslerin çoğalmasının sonucu olarak; alkol ve uyuşturucu tüketimlerini arttırabilir veya acil durumlar için önlem almak amacıyla silahlanmaya yönelebilirler.

      Aile içi şiddetin geçmişinin COVID-19 salgınından çok öncesine dayandığını da hatırlamak önemli. Birleşmiş Milletlerin topladığı verilere göre; dünya çapında son 12 ayda yakınları tarafından cinsel veya fiziksel şiddete uğrayan 15-49 yaşları arasındaki kadınların sayısı, 243 milyondur. Bir başka deyişle, her üç kadından biri hayatının bir noktasında fiziksel veya cinsel şiddete uğramıştır. Bu oranlar LGBT+ bireyleri için de neredeyse aynıdır.

      Dünyada kadınları, aile içi şiddetten koruyan en az sayıda yasalara sahip olan bölgeler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika örnek olmak üzere, (özellikle ötekileştirilmiş gruplar) birçok bölgede yapılan araştırmalar, aile içi şiddet vakalarının hızlı artışını bildiriyor. Ancak Avusturya, Fransa, Almanya, Güney Afrika ve Amerika Birleşik Devletleri gibi orta-yüksek gelirli bölgelerde de COVID-19 salgınından itibaren şiddet vakalarında artış görüldü. Bunun yanı sıra, Şili ve Bolivya gibi ülkelerde resmi ihbarların azaldığı gözlenmiştir. Birleşmiş Milletler ve yerli görevlilere göre bunun sebebi, hareket kısıtlılığı ve kadınların yardım almaya veya resmi yollardan ihbar etmeye yönelik olan tereddütleridir.

      İspanya’daki tecritin ilk iki haftasında, aile içi şiddet yardım hattına yapılan ihbarlarda bir önceki aya oranla yüzde 18 artış görülmüştür. Fransız polisi, ülkedeki aile içi şiddet vakalarında yüzde 30 artış olduğunu belirtmiştir. Türkiye’deki aktivistler ise, kadın cinayetlerinin ilk “evde kalın” çağrısı yapılan 11 Mart’tan itibaren Mart ayının sonuna kadar en az 12 kadın öldürülmesiyle keskin bir artışta olduğunu bildirdiler. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı, salgının başından beri yardım hatlarına gelen çağrıların gözle görülür derecede arttığını belirterek bu iletiyi destekledi.

      Businesswoman with Sticking Plaster over Her Mouth

      Başta İtalya, İspanya ve Fransa olmak üzere çoğu ülke yardım çığlıklarının artacağını öngöremedi. Bu kriz ile geç kalmış da olsalar savaşmaya çalışmaktalar. Ancak ihbar artışının sonucunda sığınak kapasitelerinin yetmemesi ve salgının yayılma riskini önlemek amacıyla mağdurları otellere yerleştirme çözümüne gidilmiştir. Devlet yerli görevlilere yeterli rehberliği, kaynakları ve eğitimi sağlamadığı sürece aile içi şiddet mağdurları, büyük bir tehlikede olmaya devam edecektir.

      Harvard Üniversitesi Tıp Okulundan oldukça tanınan travma uzmanı Judith Lewis Herman, aile içi şiddet suçlularının mağdurlarını kontrol altında tutmak için kullandıkları baskıcı metotlarının, rehinelerini kontrol altında tutan kişilerin kullandıkları metotlara olan rahatsız edici benzerliğini vurgulamaktadır. Her toksik ilişkide fiziksel şiddet bulunmaz; ancak buna ek olarak iş hayatı, arkadaşlar, aileden uzaklaştırılmak, sürekli gözetleme, davranışlara getirilen katı ve detaycı kurallar ve temel ihtiyaçlara olan erişimin kısıtlandırılması da yaygın istismar yöntemlerindendir. Bir noktada tecrit bitecektir; ancak insanlar evlerinde tutuklu kaldıkça tehlikenin artacağı da bir gerçektir. Araştırmalar, istismar eğilimli kişilerin işten atılma veya devasa maddi kayıplar gibi krizlerin eşiğinde mağdurlarını öldürmeye daha meyilli olduklarını gösteriyor.

      İlerleyen süreçte istenmeyen durumların önüne geçilmesi için devletlerin yapmaları gereken başlıca şeyler şunlardır: Alternatif ihbar yöntemlerinin desteklenmesi, sığınma olanaklarının genişletilmesi, güvenlik ve adalet sektörlerinin kapasitesinin güçlendirilmesi, aile içi ve cinsel şiddet mağdurlarının tespit edildiği bölgelerde üreme sağlığı ve cinsel sağlık hizmetlerinin devamlılığının ve yeterliliğinin sağlanması, bağımsız kadın gruplarının desteklenmesi, özellikle salgın sürecinde ön safhalarda çalışan kadın çalışanların ve tüm kadınların ekonomik güvencelerinin gözetilmesi, salgın sürecinden orantısız şekilde etkilenen ve ötekileştirilmiş olan göçmen, evsiz ve trans kadınların durumlarının gözetilmesi ve son olarak COVID-19’dan orantısızca etkilenen ötekileştirilmiş tüm gruplar hakkında geniş veri toplanması.

      Bu şiddet krizinin sonucu ve aile içi şiddet ile verilen savaşa bırakacağı kalıcı izler, alınan önlemlere ve önlemlerin ötekileştirilmiş gruplar dahil herkesi özne olarak almasına bağlıdır.

      Kaynak: Council on Foreign Relations

      Selin Özpınar
      Selin Özpınar
      Çocukluğundan beri felsefeye, sinemaya, edebiyata, resime ve sanatın neredeyse her dalına olan merakından dolayı sürekli tüketen ve araştıran biri. Feminizm ile vegan hareketlerini destekleyen ve naçizane aktivizm yapan bir hayvan/insan hakları savunucusu. Orta Doğu Teknik Üniversite’sinin İngilizce Öğretmenliği bölümünde birinci sınıf öğrencisi. Gönüllü olarak Ent Dergi için yazıyor.

      Rastgele Yazılar

      FER

      Yaşamın umulmaz usulünü tutarsın viranda tutsak yaramaz söyle bitap düşmüşün örseli yüreğine yama senden midir kaldır yalınkat...

      Balıklar ve Sıcaklık

      Son zamanlarda büyük bir çoğunluk plastik kullanımını azaltmak için büyük uğraşlar veriyor. Bu plastiklerin neden olduğu denizlerdeki kirliliğin azaltılması için...

      Tampon Kurumlar Düşündüğümüz Kadar Avantajlı Mıdır?

      Toplumsal değişmeyi iliklerimize kadar hissettiğimiz günler yaşadığımızı söyleyebiliriz. İnsan ilişkilerinde, kurumlarda, toplumsal yapıda gözle görülebilir bir farklılık olduğundan bahsedebiliriz. Bu değişimin kaynağı...

      Sanat ve Bilimde Yetenek mi Çalışma mı?

      Dahileri dahi yapan şey yetenekleri mi, çok çalışmaları mı, yoksa sanatları mı? Hangisi dersiniz? Shakespeare’i Shakespeare yapan, Picasso’yu Picasso...

      İlgili Makaleler

      CEVAP VER

      Lütfen yorumunuzu giriniz!
      Lütfen isminizi buraya giriniz