Sosyal medyada paylaş

Türkiye’de yanan ormanlık alan büyüklüğü 2020 yılında, bir önceki yılla karşılaştırıldığında, 2 kat arttı ve çıkan 3 bin 399 yangında, 20 bin 971 hektar ormanlık alan zarar gördü. Orman yangınları pandemi döneminde de azalmadı.

Koronavirüs Döneminde Orman Katliamı!

Canlıların yaşamı için gerekli olan gıda, su ve oksijen gibi en temel ihtiyaçlarla doğrudan ilişkili olan ormanlık alanlar, ne yazık ki büyük risk altında. Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) 18 ülkede yaptığı araştırmalara göre Koronavirüs döneminde orman katliamı yüzde 150 arttı. Vakfın verilerine göre, 2020 yılı Mart ayında 645 bin hektar büyüklüğündeki tropikal orman yok oldu.

Türkiye’de Orman Yangınları

En önemli doğal kaynaklardan biri olan ormanlar artan nüfus, genişleyen tarım alanları, kentleşme ve sanayileşme gibi nedenlerle giderek azalıyor. Bunun yanı sıra, orman yangınları da ülkemizdeki ormanlık alanların azalmasında büyük bir rol oynuyor.

TEMA Vakfı verilerine göre, Türkiye’deki ormanların yüzde 57’si yangın riski yüksek alanlarda bulunuyor. İklim değişikliği sonucunda ortaya çıkan yüksek sıcaklıklar, düşük nem oranı ve kurutucu rüzgarlar orman yangını riskini arttırıyor. Bütün bunlara rağmen, orman yangınlarının en büyük sebebi insanlar. Türkiye’de orman yangınları en çok Ege ve Akdeniz bölgelerinde ortaya çıkmaktadır. Bu bölgelerdeki en sık orman yangını yaşanan şehirler ise şunlardır:

1.Antalya
2.İzmir
3.Adana
4.Hatay
5.Muğla

5 Mart 2021 tarihinde yayınlanan Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Faaliyet Raporu verilerine göre, 2020 yılında çıkan 3 bin 399 yangında, 20 bin 971 hektar ormanlık alan zarar gördü. Bu yangınlardan bin 859 tanesinin sebebi belirlenemezken; 197 tanesinin doğal olaylar (yıldırım vb.) sonucunda, bin 156 tanesinin ihmal, dikkatsizlik ya da kaza sonucunda; 718 tanesinin de kasıt sonucunda ortaya çıktığı belirlendi. Yani, toplamda en az bin 874 tanesinin insan kaynaklı olarak ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Öte yandan 2020 yılı verileri, 2019 yılındaki verilerle (2019 yılında çıkan toplam 2 bin 688 yangında 11 bin 332 hektar ormanlık alan zarar görmüştür) karşılaştırıldığında, Türkiye’de yanan ormanlık alan büyüklüğünün 2 kat arttığı görülmektedir.

2010 Yılı En Büyük Orman Yangını

5 Eylül’de Hatay’ın Samandağı ilçesinde çıkan yangın basına “Normal Bir Yangın Değil” başlığıyla konu olurken, 2020 yılının da en büyük orman yangını oldu. 3 bin 446 hektar büyüklüğündeki bir ormanlık alanın zarar gördüğü yangını söndürebilmek 93 saat sürdü ve yaklaşık olarak 12 bin ton su harcandı. İncelemeler sonucu yangının kasıtlı olarak çıkartılmış olabileceği de belirtildi. Yanan alanın ormanlaştırılması için çalışmalar hala sürüyor.

Ormanlık Alanlar Büyük Bir Tehlike İle Karşı Karşıya

2020 yılında yanan ormanlık alanların bir kısmına tohum ekimi yapılırken, bir kısmının ormanlaştırılması için çalışmalar hala sürüyor. Bu çalışmaların yaklaşık 200 milyon liraya mal olacağı öngörülüyor. Ayrıca, yanan ormanlık alanların eski haline gelmesi için yaklaşık 20-25 yıl gerekirken, bu süre yanan alanın yapısına göre değişiklik gösterebiliyor.

6831 sayılı Orman Kanunu’nun 169. maddesindeki “orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz, ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz” hükmü orman yangınlarının önüne geçilmesi için önemli bir dayanak olsa da, yine aynı maddenin “devlet ormanı sayılan alanlar, kamu yararı olduğu düşünülen kullanım amaçlarına tahsis edilebilecektir” ve “bilim ve fen bakımından orman özelliğini kaybetmiş alanların devlet gözetiminden çıkarılması” hükümleri, ne yazık ki bu dayanağın önünde bir engel oluşturuyor.

Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ise yanan yerlerin yapılaşmaya açılmadığını ifade ediyor. Fakat bu durumun ormanlık alanları yapılaşmaya açılmaktan korumadığını da ekliyor. Bunun nedeni, Türkiye’de milli parklar haricindeki ormanlık alanlarda yapılaşmaya zaten izin veriliyor olması. Diğer bir deyişle, Tolunay’a göre ormanlık alanda yapılaşmak zaten zor değil. Bu nedenle orman yangınları yapılaşma için gerekli bir yöntem değil.

Orman Yangınlarında Yalnızca Ağaçlar Yanmıyor

Orman yangınlarında yalnızca ağaçlar yanmıyor. Ağaçlarla birlikte, ormanda yaşayan binlerce canlı da hayatını kaybediyor. Aynı zamanda ormanların toprak koruma, karbon depolama, oksijen üretme, su üretimi, iklim düzenleme gibi sağladığı ekosistem hizmetleri de kesintiye uğruyor. Orman yangınları ekosistem üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Böylece, biyoçeşitlilikte görülen azalmanın yanında erozyon, sel, hava kirliliği gibi doğal afet riskleri de artıyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ın da söylediği gibi, pandemi sürecinde çokça özlediğimiz doğaya ve ormanlara karşı, şu anda olduğundan çok daha hassas davranmalıyız. Yapılan en küçük hata bile binlerce hektar ormanlık alanın zarar görmesine ve birçok canlının yok olmasına neden olabilir.

Ne Yapmalı?

*Yukarıda da bahsedildiği gibi, orman yangınlarının en büyük sebebi insanlar olduğu için, öncelikle insanlar, orman yangınlarına neden olan hatalar, ihmaller, dikkatsizlikler ve kazalar hakkında eğitilmeli ve bilinçlendirilmelidir.

*6831 sayılı Orman Kanunu, kasıtlı olarak çıkartılan orman yangınlarını engellemek için yeniden düzenlenmelidir.

*Yangın çıkma ihtimalinin yüksek olduğu ormanlık alanlar tespit edilmeli, bu alanlardaki iklim şartları ve doğal olaylar tespit edilerek etkili önlemler alınmalıdır. Yine bu alanlardaki beşeri faaliyetlere bazı sınırlamalar getirilmelidir (ateş yakılmamalı vb.).

*Orman yangınlarının erken saptanabilmesi için ormanlara yangın gözetleme kuleleri ve kulübeleri yapılmalıdır ve buralarda eğitimli görevliler bulunmalıdır.

Kaynaklar:

Doğanay, Hayati, ve Serkan Doğanay. “Türkiye’de Orman Yangınları Ve Alınması Gereken Önlemler”, Doğu Coğrafya Dergisi, s. 31-48.
Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Faaliyet Raporu, 2021, www.ogm.gov.tr.
www.tema.org.tr
www.dw.com

Görsel: https://onedio.com/haber/2014-te-3-bin-117-hektar-ormanlik-alan-kul-oldu-564769

Sosyal medyada paylaş

Beyza Genç

Beyza Genç
Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi. Aynı zamanda İngiliz Dilbilimi bölümünde yan dal yapıyor. Feminist edebiyat eleştirisi alanında araştırma yapmayı, bu alanda metinler okumayı ve yazmayı, sinema ve tiyatro etkinliklerine katılmayı çok seviyor.

Leave A Comment