Yüz gün ve yüz gecedir aynı soruyla açıyoruz gözlerimizi. Karanlıkta kalmış bir kadının, bir kız kardeşimizin izlerinin peşindeyiz günlerdir.

Kız kardeşimiz Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi çocuk gelişimi 2. Sınıf öğrencisi. Gülistan Doku’ nun 5 Ocak günü 16.26’daki 4 saniyelik telefon sinyali HTS ve BTK tarafından incelendiğinde sinyalin, Gülistan’ın 2 ay önce ayrıldığı erkek arkadaşı Zaynal Abakarov’un telefonundan geldiği öğrenildi. Ve Gülistan’ın kaybolmadan bir gün önce, Zaynal Abakarov’la kavga etmesinin ardından yurda dönmediği de biliniyor. Soruşturmanın baş şüphelisi olmasına rağmen Zaynal Abakarov’dan hâlâ haber alınmıyor. Ayrıca ihbar yapıldığı andan itibaren de Zaynal’ın telefonuna el konulmaması, üvey babasının polis memuru olması ve Gülistan’ın kaybolmasının hemen ardından görev yaptığı Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nden izin alıp ailesiyle birlikte görev yaptığı Alanya’ya gitmesi, ailenin ve kamuoyunun kafasındaki şüpheleri doğrular niteliktedir. 100 gündür, Dersim gibi kuş uçurtulmayan  küçük bir ilde kız kardeşimizin bulunamaması bu soruşturmanın yetersizliğini göstermektedir.

Ailenin ve kamuoyunun talebi nettir: Soruşturma aydınlatılmalı, en kısa sürede Gülistan’a ulaşılmalıdır. Baş şüpheli erkek Zaynal Abakarov’ la ilgili sorular yanıtlanmalıdır.

Kız kardeşimiz bulunana, sorular cevaplanana değin hiç azalmayan bir dayanışmayla sorularımızı sormaya devam edeceğiz. Ne dün ne de bugün hiçbir kız kardeşimiz için adalet arayışından vazgeçmedik, yarın da vazgeçmeyeceğiz.

Olduğumuz her yerden sesleniyoruz, olduğunuz her yerden seslenin: Kız kardeşimiz Gülistan Doku nerede?

Sosyal medyada paylaş

Leyla Can

Kjersti Skomsvold’un “Ben turuncuyum ve hiçbir şey turuncuyla kafiyeli değil.” alıntısında kastettiği renktir Leyla. Biraz yoldur, biraz şiir; nitekim Başak Köklükaya’nın iki kaşı arasındaki gölgesine razı fesleğendir. Yolda olmayı ve rastlaşmaları önemser. Kelimeler, cümleler, jestler ve anlar biriktirir. Kendine has zarifliği ile akar sokaklara. Daima öfkeli baktığı çocukluk fotoğraflarının ardında güzel bir kız çocuğu durur geleceğe karşı. Serpilirken sımsıkı sarılıyordur tutkularına. Detayları sever, gizlenmiş olanda bulduğu bağlar onu sıradanlığa. Pencere pervazına çiçekler gibi kitaplar dizer. Yakasına her sabah bir umut, evden çıktığındaysa yüzüne muzur bir gülümse iliştirir. En güzel mahiyeti dostluktur. Ruhu her an alıp başını gitmeler çekerken zaman akmıyormuş gibi dingindir aynı zamanda. Turuncu gibi hiçbir şeyle kafiyeli olmayan bir yaşayışın umut dolu naifliğini hayata döken şiirin başıbozuk hallerine benzer. Düşlerini gerçeğe dökmektir uğraşı. Bir nevi hep mujer naranja.
Published On: Nisan 12th, 2020Categories: Feminizm, Gündem, İnsan Hakları, Kadın, Yaşam0 Yorum

Leave A Comment